Ve şimdi mevsimlerden ‘’Aşk’’ zamanı.

13:42 Unknown 0 Comments


Yaz ayları malum; aşkları ve âşıklarıyla meşhur. Güneşi gören insan ırkı, kendisini;  5-6 ayda bir tattığı o mucizevî zamanın kollarına bırakırken, yaz enerjisinden bir güzel nasiplenir. Yazın o kavurucu sıcağı altında kurumuş ağızlardan dışarıya taşan dillerden ve yine sıcağın altında şakır şakır ter akıtan vücutlardan yayılan pis kokulardan bahsetmeyeceğim ama J
10 kişiye sordum, yaz deyince ilk aklınıza gelen şey nedir, diye. Yanıt olarak ‘’aşk’’ dedi hepsi.           (Bu soruyu sorduğum 10 kişinin 10’unu da bekâr sanarak bir yanılgıya düşmeyin sakın) Düşünsenize,  içiniz kıpır kıpır halde, sevgilinizi elinden tutup sokaklara taşıyorsunuz. Çünkü bir yaz gününde; sokakta ki kaldırımdan tutunda parkta ki çime kadar her yer sizin! Bir sevgiliniz yoksa bile, içinizdeki o tarifsiz enerji sizi bir aşk serüvenine sürüklemiyor mu?

Şimdi ben, bir yaz ayında âşık olmuş sevgili okuyucularıma kendimce tavsiyeler de bulunacağım;

*Samimiyet: İnsanlar arasında sağlam köprüler oluşturan en etkili anahtar. Bu yüzden hoşlandığınız, sevdiğiniz ya da âşık olduğunuz insana karşı samimi olmalısınız diye düşünüyorum. Bunu okurken, ‘’Samimi davranayım da hemen şutlanayım’’ diye düşünen insanlar varsa eğer bu ön yargının sebebi nedir? Diye sormak isterim.

*Doğallık: Tanıdığım bir hatun ile nişan alış verişine çıkmıştık. Ellerimizde dünya’nın poşeti, yağmur altında sırılsıklam olan bedenlerimiz ve açlıktan davul-zurna çalan midelerimize rağmen, sevgilisinin gelip sizi alayım isteğini reddeden bu hatunun gerekçesi şuydu; ay şimdi yüzümde gram makyaj yok, üstüm başım çok salaş…  Şu saçlarımın haline bak. Beni bu halde görmesini istemiyorum! Sanırım bu hatun, sabahları kocasından önce uyanıp; süslenip püslendikten sonra tekrar yatağa girecek.  Allah kolaylık versin ne diyelim.
Erkekler de doğallık konusu üzerine fazla düşünmeye gerek görmüyorum ben. Zaten geneli bir takım davranışlarını sergilerken yeterince doğal olabiliyor J (Geğirmek, yemek yerken ağız şapırdatmak, istediği herhangi bir şey de ısrarcı olmak v.s gibi)

*Aidiyet;  Size bir şey söyleyeyim mi, kafamızda deli gibi planlar çizip duruyoruz. O öyle yaparsa ben de şöyle davranırım, gelmezse umursamam. Aramazsa aramam. Unuturum gider v.s. Sanırsın düşman taarruza geçecek! Biz de bir kurmak üstüne kurmak havası. Ama çok beklersiniz. Kalbiniz bir kere çarptıysa raydan çıkmışsınızdır artık. İyi si mi ilişkinizi sahiplenip, olayların gelişme örgüsünü zamana bırakın derim. (Sevdiği insanı kendisine ait hisseden biri karşılık göremiyorsa, toplumsal olarak ayıpladığımız kişi, aidiyet hissinden kaçan nankör sevgilidir)

*Anı kaçırmamak; Aşkın bir programı olur mu hiç canım? Sen plan program yaparken bir bakmışsın koca yaz geçivermiş. Aşkı yanında bulunca, duygularının götürdüğü yere gideceksin! Nokta.

*Eğlenceli olmak; Öyle her şeye gülmek, hoplayıp zıplamaktan bahsetmiyorum. Mesela bir parkta, insanları kıskandıran eğlenceli çığlıklar atmayı da bilmelisin, sevgilin gazetesini okurken, onunla muzipçe uğraşmayı da. Bu işin dozunu ayarlamak sana kalmış, lakin triballikten kaçınmak her bünyeye iyi gelir.

*Güvenmek:  Önce kendinize ve hemen akabinde sevdiğiniz, âşık olduğunuz insana. Kimse kusura bakmasın ama kendinize güveniniz yoksa eğer kuyruğunuzu kıstırıp oturun, oturduğunuz yere.  Aşkta ön yargılardan kaçınmak ve sevgilinizi –biraz- tanıyana kadar ona güven duymanız şart ve şarttır.

Ve en önemli şey, aşkın aranıp da bulunan bir şey olmadığına inanmak. Kısmetten öteye köy mü var! Hayatımda biri olsun; şöyle güzel zamanlar geçirelim,  vay efendim acı çekecek bile olsam illa ki bir sevgilim olsun şeklindeki fikirlerden kurtulun hemen! Aşkın büyüklüğünü öldürmemeli insan, önünüze gelenle, dur şuna bir şans vereyim diye vakit kaybederseniz; yorulan ruhunuza bir rota tutturmak zor olur sonra.

Muhabbetle,
İmza: Sizin Zeynep.

0 yorum:

Bazen yüreğin, dünya’nın hiçbir yerine sığmayabilir.

12:06 Unknown 0 Comments












O çok sevdiğin ülke,
Bir yaz akşamında en sevdiğin sahil kasabası,
Elinde en sevdiğin kitap,
Kulağında en sevdiğin müziğin ritmi,
En değer verdiğin insanların yanı,
Yüzünü boynuna gömdüğün masum bir bebeğin yanı,
Çilek tarlası,
Ay çiçeklerinin tam ortası,
Aylaklık zamanı,
Yatağın,
Alış veriş, kuaför,
Şamata ve hatta gürültü,
Bir meyve ağacının dalları…
Nerede ve kiminle, nasıl olursan ol işte.
Huzur, aranıp da bulunan, bulunduğunda paketlenip saklanan bir şey midir bilmiyorum ama, kısa bir süre için bile onu kaybetsen; yanın-yönün –fikrin değişiveriyor. Sonra bir bakıyorsun, en yakının en uzak, en sevdiğin en yabancı oluvermiş.
Seni uyarıyorum;
Kalp ya bu; bazen yüreğin dünya’nın hiçbir yerine sığmayacak. 
Üzgünüm!
Geçer ya da kalır bilemem ama iyisi mi sen, alışmaya bak.

Muhabbetle,
İmza: Sizin Zeynep.

0 yorum: