Ah, miskin! Yoksa sen hala, hayat ertelenebilir bir şey mi sanıyorsun?

19:15 Unknown 0 Comments

Bakıyorum herkes, bir şevk bir hırs konuşup duruyor: Yapmak istediğim çok şey var fakat bir türlü vaktim olmuyor. Vakit; asla bir bahane olmamalı, dostlar. Aksine fırsat olmalı; tabii yaratılırsa… Bir şeyler yapmak adına niyet ediyor olmanız güzel, fakat iş yapmaya gelince meydan da niçin kimsecikler yok. Nerede o konuşurken sergilediğiniz hırs ve şevk duygunuz. Peki ya, konuştuğunun yarısını bile yapamayan bu insanlar, hangi gezegenden gelip, dünya’nın orta yerine düşmüşler.

Bir miskinliktir ki almış başını gidiyor. O kadar üşengeç, o kadar uzak kalmışız ki kendimize‘’bir silkelen arkadaş’’ deyip, hırpalamak istediğim insanlar yok değil. ‘’Şunu yapmayı çok isterdim’’ diyeceğine niçin ‘’Her ne olursa olsun iyi ki de yapmışım’’ demeyesin. Hayatın içine karışmak -ya da- dur burayı daha ciddi söyleyeyim ‘’yaşamak’’ istiyorsan eğer, önce bir silkelenmen gerekiyor.

Zor değil yahu, korkma hemen öyle.  Miskinliğinden kurtulunca yaşamın daha çekilmez daha dramatik olacağını falan mı sanıyorsun? Eğer seni korkutan şey buysa, yanıldığını söylemem gerekecek. Değişim her zaman için en baba kuraldır. Sen bunu unutmaktan kork şimdilik; ey miskin!

Ama önce; meraklı biri olman ve dahası merakının peşinden gitmen gerekecek. Merak deyince ‘’hemen her şeye burnunu sok’’ dediğimi sanma, sakın. Gözünü aç sadece, çevrende olup bitenlere karşı ilgili ol kâfi… Aynı şeylerden değil, farklı şeylerden keyif almayı huy

Bir Tutam Baharat
Aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar doğurmasını beklemek; ahmaklıktır.
A. Einstein
edin, kendine. Bununla ilgili basit bir örnek vereyim sana; sürekli çikolatalı dondurma yemek yerine, farklı lezzetlere sahip dondurma toplarının da tadına baksan fena mı olur? Elinde tuttuğu yeşil elbiseyi, sana uzatarak‘’Şunu bir denesene’’ diyen arkadaşına ‘’ Bu renk bana yakışmaz’’ diye kestirip atmadan önce bir denesen ne kaybedersin? Üzerinde görmediğin o rengin, sana yakışmayacağını da nereden çıkartıyorsun hem. Azimli ol, elbette hataların olacaktır fakat bu seni vazgeçirmemeli. Hata yapmadan, doğruyu öğrenemeyeceğini asla unutma.

Sana söylüyorum miskin: Bahar kesin gelecek, çıkar at üzerinden artık şu miskinlik yeleğini… Neden biliyor musun?  ‘’Şunu yapacağım, bunu yapacağım’’ deyip ertelediğin şeyler var ya hani… İnan, hiç biri senin keyfini beklemez… Yoksa sen hala, hayat ertelenebilir bir şey mi sanıyorsun?  Oysa bilmez misin; yapamadıkların bir çığ gibi büyür, genişler içinde.

Bir tuhaf hatıra.


11.01.2011 tarihinde Galatasaray taraftarının Ali Sami Yen’e veda maçına gittiğini, biliyorsunuzdur. Yakın bir arkadaşım da oradaydı. Yola çıkmadan önce kendisini aradığım arkadaşım ile aramızda komik bir diyalog geçti: Stattaki koltukları sökecek falan olursanız benim için de bir tane getirmeyi unutma. Bugün tekrar konuştuğum arkadaşım’dan: Yönetimin -koltukları satmak amacıyla- çoktan bu olaya el attığını, taraftarınsa eline tutuşturulan ‘’Veda minderlerine’’ talim ettiğini öğrendim. E bari çimleri de söküp satışa çıkarsaymışlar. Fena mı olurdu, hatıra ya! Bahçeye falan serer bakıp dururduk(!) diye olaya kendimce bir yorum katarken, akşam haberlerinde; çimlerin de sökülüp satışa çıkarılacağı, hatta yıkıntıdan kalacak küçük taş parçalarının da bu ticarete dahil edileceğini söylüyorlar. Bu olay yalnızca bir ticaret mi? Yoksa sevginin, etinden sütünden yararlanmak mı? Bilemedim ama benim ki, tamamen bir şakaydı. Bizim yönetim de şaka yapmayı seviyor, anlaşılan.

0 yorum: